BENCİLLİK VE İKİYÜZLÜLÜK


0
1 Paylaşım

Doç. Dr. Şafak Nakajima

Genç hastam, yaşından beklenmeyecek yorgunlukta bir sesle mırıldandı:

‘’Yaşam zor; çok zor!’’

Sonra bana döndü ve sordu:

‘’Hocam bu neden böyle; yaşam neden çok zor?’’

Sadece yaşam değil zor olan; bu soru da çok zor!

Evet, yaşam güzel, hatta bazen çok güzel ama aynı zamanda çok zor.

Bir gün gelip yaşlanacağımızı, hastalanacağımızı, öleceğimizi bilerek yaşıyoruz.

Üstelik tüm bunların sadece bizim değil, sevdiğimiz herkesin de başına geleceğini biliyoruz.

Yaşamda gerçekten iyi olduğumuz bir şeyi bulmak zor.

İki farklı karaktere ve geçmişe sahip insanı bir ilişki içinde, güvencesiz arzuları ve değişen ruh halleri ile sürekli uyum içinde tutmak zor.

İnanılmaz derecede geniş ve karmaşık bir dünyada, kendimizi anlamlı bir fark yaratıyormuş gibi hissetmek zor.

Çoğumuz bu gerçeklerle, üzerine fazla kafa yormayarak başa çıkmaya çalışıyoruz.

Sosyal medya, magazin programları, filmler, TV şovları, porno, dergiler, reklam panoları, takıntılı inançlar, alışveriş çılgınlığı, alkol, uyuşturucu ve daha pek çok şey bizi bu gerçeklerden uzaklaştırmak için var.

Başkalarının afili meslekleri, kusursuz ciltleri, konforlu yaşamları, egzotik tatilleri, pahalı giysileri ve ateşli aşkları, bize bir yerlerde birilerinin, yaşamın zorluklarını aşabildiği yanılsamasını hissettirdiğinden dolayı ilgimizi çekiyor.

Kim bilir; belki biz de bir gün…

Ama gerçek pek öyle değil; Chuck Palahniuk’un yüzümüze apaçık vurduğu gibi:

“Reklamlar bizi arabaların ve giysilerin peşine düşürdü; nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın alabilmek için… Biz tarihin üvey evlatlarıyız. Ne amacımız var, ne yerimiz. Biz ne bir büyük savaş yaşıyoruz, ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş; bizim büyük buhranımız, kendi hayatlarımız. Televizyonla büyütüldük ve bir gün hepimizin milyonerler, film yıldızları veya rock starları olacağına inandırıldık. Ama olmayacağız ve bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve feci şekilde asabımız bozulmuş durumda…”

Aslında yaşamı zorlaştıran gerçekler, pek de tahmin edemeyeceğiniz bir yerde, insan evriminde gizli.

Tüm düş kırıklıklarımızın, doyumsuz arzularımızın, anne-babamızdan arkadaşlarımıza, eşimizden çocuklarımıza başka insanlarla kurduğumuz ilişkilerdeki çıkmazlarımızın, umutsuzluk ve mutsuzluklarımızın kaynağı, evrimin şekillendirdiği psikolojik dünyamızda saklı.

Bu yazımda yaşamı zorlaştıran iki evrimsel nedene değineceğim. Bunlar:

Bencillik ve ikiyüzlülük.

Maalesef hepimiz benciliz.

Genlerimiz bizi, doğal seçilim testinden geçip hayatta kalabilmeleri ve çoğalabilmeleri için programlar.

Evet, yanlış söylemiyorum; hayatta kalmak ve gelecek nesillere aktarılmak isteyen biz değil, genlerimizdir!

Beynimiz ve bedenimiz, genlerimizin bu amacı için, yarar sağlayan bir dizi fiziksel ve davranışsal içgüdü taşır.

Açlık hissi bizi yemek bulmak için, yerimizden kalkmaya, çalışmaya, bir yol bulmaya motive eder. Biz bu ihtiyacı karşılamak için gösterdiğimiz çabayı, çalışmayı yücelterek, yavruları için saçını süpürge yapmayı kutsayarak kabulleniriz.

Cinsel haz, ürememizi teşvik eder. Ama çoğu kez bu içgüdü de, uğruna geceler boyu gözyaşı döktüren, on dakika görmek için beş saat yolculuğa çıkartan aşkın arkasına gizlenir.

Doğal seçilim, bireyleri tek tek eler ya da seçer.

Hayatta kalma ve üremede daha başarılı olanlarımızın genleri gelecek nesillere aktarıldığından, aynı amacı taşıyan tüm diğer insanlarla aramızda büyük bir rekabet vardır.

Psikolojik dünyamız, öncelikli olarak kendimize yarar sağlayan his ve davranışlardan oluşur.

Özverimiz bile en güçlü şekilde, kendimize en yakın yani bizle en fazla ortak geni olan ve geleceğe taşıyanlara yöneliktir.

Halka genişledikçe özveri zayıflar.

Hastalarıma sıkça sorduğum bir sorum vardır:

‘’Bir yangında ilk olarak kimi kurtarırsınız? Evladınızı mı, iki kuzeninizi mi, yoksa üç teyzenizi mi?’’

Şimdiye dek ‘’evladım’’ dışında bir cevap almadım.

Bu bencillik bizim, yaşamda karşılaştığımız sayısız düş kırıklığının ana sebebidir.

Miras için birbirinin gözünü oyan kardeşlerin, sevdiğini kendisine yar olmadığı için acımasızca parçalara ayıran âşığın, metrobüste yer kapmak için yaşlı adama omuz atan delikanlının, işyerinde yaşadığınız akıl almaz mobbing için açtığınız davada tanıklık edeceğine söz verip kendi işini kaybetmemek için son anda cayan en güvendiğiniz arkadaşınızın davranışları, bencil genlerinin ürünüdür.

Onlara ne ad verirseniz verin, gerçek budur!

Hayata bencil yaklaşımın biyolojik temelleri vardır.

Ama bu durum aynı zamanda, topluluk içinde yaşamaya, sevilmeye ve korunmaya muhtaç olan insan türü için çok acı vericidir.

Unutmayın; bencilsiniz ve hayatı zorlaştıran bu acı gerçek, bildiğiniz herkes için de geçerlidir.

Bir diğer zorluk ikiyüzlülüktür.

Evrimsel olarak hayatta kalmak ve çoğalmak için bir arada yaşama zorunluluğumuz bizi ikiyüzlü yapar.

Bir başkasıyla temas halinde olmak, kendimizle diğeri arasında denge kurmayı gerektirir.

Özneler arası bir yaşam sürmek için, hemen her zaman bir maske takmak zorundayız.

Hangimiz işyerinde, evindeki rahatlığı sergileyebilir?

Kaçımız ter kokan mesai arkadaşını kolayca uyarabilirr?

Bir politikacı eşcinselliği kınayarak eşcinsel haklarına saldırır, ancak kendisinin eşcinsel aktivitelere karıştığı anlaşılır.

İnsanlar en az çaba gerektiren, en kolay yolu seçmeye eğilimlidir.

İkiyüzlülük, gerçekte öyle olmadığımız halde, ilkeli görünmemizi sağlar. Bu da sıkı ilkelere bağlı kalmaktan çok daha kolaydır.

Politikacılar bu gerçeği en iyi kavrayanlardır.

Yapacakları tüm büyük şeyler hakkında büyük konuşmalar yaparlar ama hiçbir zaman bunları hayata geçirmezler.

‘’Ben ikiyüzlü değilim!’’ demeyin!

En masum görünen yalanlarınızın da tam bir ikiyüzlülük olduğunu unutmayın!

İkiyüzlülük bizi hem kendimize, hem de başkalarına yabancılaştırarak hayatı zorlaştırır.

Evet, durum böyle!

Evrimsel bakış açısı bize, acı gerçekleri yüzümüze vurarak iç görü kazandırıyor!

Doğru; hayat zor ama imkânsız değil!

Üstelik onun ne kadar kırılgan ve kısa olduğunu bilirsek, farklı bir tat bile alabiliriz yaşamdan…

Emily Dickinson’ın dediği gibi, ‘’Bir daha asla geri gelmeyecek olmasıdır, yaşamı bu kadar tatlı kılan.’’


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0
1 Paylaşım

Sizin Tepkiniz Nedir?

Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Aşık oldum Aşık oldum
0
Aşık oldum
Şaşırtıcı Şaşırtıcı
0
Şaşırtıcı
İlginç İlginç
0
İlginç
Sevimli Sevimli
0
Sevimli
Sinirlendim Sinirlendim
0
Sinirlendim
admin

0 Yorum

Bir Cevap Yazın

Bir format seçin
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Görsel
Fotoğraf veya GIF
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
GIF
GIF Formatı
%d blogcu bunu beğendi: